Başka bir dünya yazabilmek istiyorum. Şöyle esaslı ve hatta cesaret edecek olursam kalıcı bir tebessüme sebep kelimelerim olsun istiyorum. Düşümde bile tükenen o 'başka bir ihtimali' harflerle işlemek istiyorum tek tek. Kuruttuğunuz bu iklime gürül gürül bir sağanak istiyorum. Öyle ki pastoral bir hevesle süsleyip püslemek bile yok içimde. En yalın, en net, hiç sakınmasız ve güzellemeden, doğrudan söyleyeyim ve bir bir kaybolsun istiyorum tüm dikenleriniz.
‘‘Nereden başlayayım bilmem’’ derken, miladın tam da kelimeler olduğu gürlüyor gökten. Evet batacak bu dünya için ilk olarak rahatsız olduğunuz kelimelerime özgürlük istiyorum. Sahiplendiğiniz, hak gördüğünüz tüm müdahale cüretinizden tiksiniyorum, kayda geçsin! Asla üstüme giyemediğim bu bencillik, yerin bin kat dibinde antik bir muamma olsun istiyorum. Her bir tutunamayan çaresizliği temalı dertlenmenin “önce kendini düşün” nasihatiyle noktalanmasından nefret ediyorum, silinsin!
Sıra mecburiyet kisvesindeki etiketlere gelsin ve sonsuza dek üstü çizilsin istiyorum. Sabah uyanıp güneşi görmeden bindiğiniz o iş servislerinin komedisinde eğlenen tek seyirci ben olmak istemiyorum, farkındalık enjekte edilsin! Sahte asansör selamlaşmalarınızda içinizden geçenleri alnınıza yansıtan projektörler icat edilsin istiyorum. Topuklu sesiyle inşa ettiğiniz kaçak kat özgüveninden, makyajın akma ihtimaliyle cilasız görünme endişenizden, hele ki eğreti gülümseyişiniz üzerindeki tazelenmiş rujunuzdan iki perdelik trajedi çıkarıyorum, prömiyeri yapılsın! Müdürünüzden, genel müdürünüzden, ekip yöneticinizden, şefinizden, grup liderinizden ve nice güdülme makamlarınızdan nefret ediyorum. Zil çalınca bahçeye koşturan ilkokul çocukları edasıyla çıktığınız öğle yemeklerinin afili isimleriyle pahası artırılan sağlıklı-hafif salatalarından ve aynı anda yükselen o garip çatal-bıçak ahenksizliğinin kulağıma fısıldadığı kapitalizm marşından nefret ediyorum, susturulsun! İki abuk sabuk laf kırıntısıyla birbirinize uyguladığınız haset ile rekabetten, kıyas yoluyla kazandığınız beş yaş ve altı övgülerden, üstten bakmalardan, aşağı görmelerden, halbuki aslında daha aşağısı asla olmayan o zavallı hallerinizden nefret ediyorum, budansın! Ne işe yaradığını bilmeden ölen günün sonunda, caka satacak egoyu üzerinden temin ettiğiniz garson ile kapıcının kutsal emeği kadar başınıza kayalar hücum etsin istiyorum. Kartvizitlerle yürüyen namınızın gölgesinde kalan insani ehliyetinize ikinci bir emre kadar el konulsun istiyorum, hükümsüz addedilsin!
Kazanın daha derininde, katmerlenenler kaynasın istiyorum. Dünyanın tüm sahteliğine karşı duruyor gibi görünüp ondan daha riyakar olmayı başaran yetenek abideleri, tüm rollerinizden nefret ediyorum. Dizelerini kullandığınız her şair, nokta nokta harf harf hesap sorsun da yalandan müebbet alın istiyorum. Kaçındığınızı söylediğiniz gerçeklikten bihaber oluşunuzda boğulun istiyorum. İki bira arası şikayet ettiğiniz bilinçsizliğin tam da göbeğinde yuva yapmış rahatlığınızdan iğreniyorum. İdeolojik zırvaları beğeni aracı olarak pazarlarken, kirayı denkleştirme derdiyle, annenin emeklilik taksitlerini ödeme sorumluluğuyla tanışın istiyorum.
Daha da beter bir üst versiyonda, tamamıyla temize çekilmiş bir yalnızlık içinden konuşarak film karesi tüccarlığı yapanlar, millimeterin otuz beş yerinden kopsun istiyorum. Saatlerce konuşup, satır satır suskunluklarda bölüştüğünüz entelektüel ve saf paylaşım masalını, tek bir kopça eşiğinde ıskartaya ayırmanızdan tiksiniyorum. Tüm klişelerden azade bir hayal büyüttüğünüzü söylerken en temel içgüdü çukurunda debelenmenize acil şifa talep ediyorum. Feminist kisveyi yalnız hesapsız vakitler için bürünürken, otobüse bırakıp arkadaştan kıskanan, yoldan ve zamandan usanan kolaycı gelenekselliğinizden nefret ediyorum, gömülsün! Koşulsuz ve daimi sevgi tatmak isterken, muhtaçlığını ve kısıtlayıcılığını hissetmediğinizde yaşadığınız eksik erillikten iğreniyorum. Düzenden bağımsız olduğu vaadiyle gelip hayasızlık armağan eden, ardından da hiçbir şey yokmuş gibi uygun adım hayatın kortejine katılanların kökü kazınsın istiyorum. Her defasında eşsiz ve sonsuzmuş gibi davrandığınız tüm tekrarlarınızdan ve her birinde bir öncekinin yoksunluğunu tamamlayışınızdan nefret ediyorum. En özel ve en heyecanlıyı bekliyor görünüp, sesli harfleri uzatarak telaffuz etme eblehliğine, iki dekolteye ve çok da sorgulayıp kafa yormayan bir kabule kanaat eden feodalizminize derin bir heyelan musallat olsun istiyorum. Sahte roman sevdalarınızdan, üretim gözüyle baktığınız maceraperest maskenizden tiksiniyorum. Hayatının merkezine hükmetmediğinizi anlayınca incinen gururunuz ile sözde tükenen mücadele gücünüz ve sahiplenme isteyip adanmışlıktan şikayet eden kendini bilmezliğiniz karantinaya alınsın istiyorum. Ve evet bunun yanında durup onsuz yapamayan, habersiz sokağa çıkmayan, arta kalan zamanlarda eş dostla yine sade onu konuşan, kolunun altında-elinin yapışığında koruma ve statü garantileyen 'bayan'lardan nefret ediyorum. Yetmeyip mahkumiyetini bir evin temizlik ve danteliyle, iki çocuk yapmanın garantörlüğüyle, üç adım halay ve dört çeyrek altınla tamam eden aymazlık tükensin istiyorum, şerh düşülsün!
Kazanın en kara dibinde kurtuluşu en zor 'kendi' ve onu var eden tüm toplumsallık yer ile yeksan olsun istiyorum. Kendine ait her güzel anın felekten çalıntı sıfatında olması hasebiyle duyulan huzursuzluktan nefret ediyorum. Yalnız kendine ayrılmış bir zamanın burnundan fitil fitil getiren ertesinden, ve o anlar içinde sonrasını düşünmemek için harcanan çabadan tiksiniyorum. Kırk yılda bir ruhun gediklerine merhem edilen birkaç sazlı söze verilen parayla, anneye alınabilecek iş kolaylaştırıcı mutfak aletinin yahut kardeşe lazım yeni ayakkabının içe çöreklenmesi batsın istiyorum. Zihne ilmek ilmek işlenmiş sorumluluktan ve sökülemez dikiş izlerinden nefret ediyorum. İki kadehle dünyaya sitemli bir had bildiren keyfin vicdan azabına dönüşen turnusol etkisinden nefret ediyorum, ziftle boyansın!
Süregelen ve asla değişmeyen tüm 'düzen' mavralarından nefret ediyorum. Yük olmanın bizzat adı paradan tiksiniyor olduğum kadar muhtaç oluşum yakılsın istiyorum. Bütün bu serzenişleri paraya dönüştürüp daha farklı renkler eşliğinde meze yapanlardan nefret ediyorum.
Ne kadar değerli ve farklı olduğumu tekrarladıktan hemen sonra dünyaya ayak uydurmak gerektiğinin söylenmesinden nefret ediyorum. Dünyanın bunu haklı çıkaran her adi örneği, sağlamasız kalsın istiyorum. “Biraz normal” olursam bu kadar zor yaşamayacağımı duymaktan nefret ediyorum. 'Normal'den zaten bizatihi nefret ediyorum, tüm temelleri çökertilsin! “Nerede kaldı böylesi” ile “Onlar eskidenmiş” ikilisi tedavülden kaldırılsın istiyorum. Tüm bencil ve bayağı zırvaların birleştirilip vitrine sunulduğu bu devrin moda bünyelerinden nefret ediyorum. Hele ki öğüt formatının sol anahtarı “Millet neler yaşıyor” dilden aforoz edilsin istiyorum. Günah keçisi 'zaman' recm edilsin; ona göre ilkel bulunan her erdeme taç giyme töreniyle hakları teslim edilsin istiyorum. Şu ilahi ilahi diye afyon niyetine bekletilen adalet, bir zahmet yerinden kalksın da şöyle sağlamından bir tufan çıkarsın istiyorum. Çok değil işte hepi topu, daima öylece duruyor bilinmenin eksilttikleri geri verilsin istiyorum.
Başka bir dünya için, bu bir emek iade bildirisidir!
Başka bir dünya için, bu bir emek iade bildirisidir!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder