31 Mart 2014 Pazartesi

Takke

Hele şu takkeyi bir önümüze alalım gayrı!

M.Kemalin askerliği ile 'laiklik elden gidiyor' çığırtkanlığı hariç hiçbir işlevi bulunmayıp kamburun esas sebebi olan CHP ve çoktan kaybedilmiş lanet vals özentili statüsü kendini lağvetsin artık Allah-kosmos aşkına! Ülkücü işbirliği ile koyun koyuna 'Kurtuluş Savaşı'na soyunmak, ardından geceden sabaha 'medeniyet' devşirmek gibi tekrar bir kör muhafazakarlığın adını 'muhalefet' hele ki 'SOL' olarak koyup gösterdiğiniz için yaka silkiyor insanlar sizden, daha nasıl ifade edebilirler? En kibarı 'Ne anlarsınız siz' türevli hakaretlerle tepeden bakan ve hiçbir temeli olmayan sözde halkçılığınızın sonucudur bunca şeye rağmen hala asla alternatif görülmeyişiniz. Ve pek tabi iyi ki de görülmeyişiniz! Anlamamakta gösterdiğiniz direnç ile insanlara yakıştırdığınız o hakaretlerin bizzat adresi oluyorsunuz. 12 yıldır gün geçtikçe diş bileyen kesintisiz iktidarın, açıkça çalıp çırpmayı geçtim öldürmekten ve hatta bununla gurur duyarak duyurmaktan imtina etmeyen bir rezillik abidesinin varoluşunda, kök salışında ve böylesi bir utancın yerine bile tercih edilemeyişinizde hala nasıl bir bahane çemberi görebiliyorsunuz? Tükenin, hatta şu meşhur bilinmeyen diliniz ile söyleyeyim de anlayın yalvarırım: Edî bes e!

'Sözün bittiği yer' klişesine zorlayan noktada, Cihangir solcuları diye tarif edilen bir grup Gezi Parkı bira keyifçisine bakarak 'bas-geç' sığlığında, basiretsiz bir derme çatmalık benimseyen cenahın kanaatkarlığına reva görülecek bir şey bulmak ise benim diyenin harcı değil. Hakaretleri, küfürleri saymıyorum bile tehditler, linç güruhları karşısında durmayı göze almış insanlara karşı "Baykal ve Demirel, Çiller'i alıp geri dönsün hele sonrasına bakarız"ın ötesine varmayan bir düşünce yapısını koruyabilmek, komplo teorisi alanında eser vermek için gerçekten takdire şayan bir ilginçliğe vakıf! Buraya da ne diyeyim, tarizi caiz olarak: "Mala te ava!"

Meselenin tutunulan tek dalına gelince, Kürt hareketinin haklı ve emin mücadelesiyle bir olunup yaratılmaya çalışılan belki haddinden fazla ümitvar yaklaşımın onurlu varoluşunda, sosyalist güneşin doğuşunu beklemek şeklindeki hayalperestliği de görmek şart oluyor. Zira Kürt hareketinin ufkunda (milliyetçiliğin vazgeçilmez karakteri gereği doğal ve fakat mücadelenin geçmişi gereği ne yazık ki) 'Türkiye halkları' ile bir birlik eğilimi etkin olamayacağa benziyor. İmralı mektupları ve çizgisi aksine itibar etme çağrısında olsa da buna yalnızca 'önderliğe saygıdan' ses çıkarmayan kitlenin artışı aşikâr. HDP'yi vakit kaybı olarak gören kesimin yarınlarında "Benim de Türk arkadaşlarım var"ın ötesine geçmeyeceğini düşündüğüm içe dönüşün netliği, 'mesai harcamaya değmeyecek bir avuç Türkiyeli sol' için kontenjana razı olunmadığını işaret ediyor. Gereksiz ve romantik bir çaba gibi anlamı eksiltilerek konumlandırılmak istenen bu gaye, örneğini senelerdir içinde yaşadığımız klasik bir tek millet projesine dönüşmemek adına Kürt hareketinin önemli bir adımı olmasına rağmen, aydınlık yarınlardan sonrayı bekleyen Türklerin 'bas-geç' anlayışına benzer biçimde Kürtler içindeki hatırı sayılır bir kitlede de 'bağımsızlık sonrası yapılacaklar listesi'nde bekletilmesi uygun görülen bir noktaya tekabül ediyor ve böylelikle benimsenmiyor. Gel gör ki yönelime dair bu öngörüye bakarak stratejist siyaset hamleleriyle devranı döndürme kirliliği elbette, her daim kaybedeceği bilinse dahi, ilkelerin ve sahip olunan inançların safında yer almaya asla galip gelemez, (ve dahi idealist olma pahasına) gelmemeli. 

Velhasıl bu ahvalin kıskacında dönüp dururken gidilecek yer bulamayan bedbinliğin çeperinden sıyrılmaktan gayrı geçit yok, ey "N'etti gardaşım bu sol size" ile iç geçirerek her köşeden kuşatılmış Allah başka zeval vermezse bir avuç Türkiyeli! Gözünü sosyalist bir sabaha açmanın rüyası güzel elbet fakat elitist statü sevdalısı ulusalcılığa ve tatlı suların entelektüel dalgalarına indirgenmiş SOL'un esas emekçi omurgasına sahip çıkması için belki hiçbir zaman bitmeyecek olan uğraş (kazanımsız görülse ve hatta olsa dahi), günü kurtarma yolunda tamah etmeyi seçerek şikayet edilen düzenin bizzat devamlılığını sağlama kolaycılığından her dem evla.

26 Mart 2014 Çarşamba

Liyakat

bazen
ki sükût kursağımın çeperinde asitlendiğindedir
tohumundan mezarına dek kavrulmuş yaşam
çarkın diline âmâ yutkunmalarla birikir genzimde öksüz
ki ağzım sökülmüş dişler yatağıykendir bazen
uğruna cehennemler beğendiğim söz
ayağa düşmüşlüğün arsız tahtına mülk edilir
bazen
ki öfke bileklerime ağır geldiğindedir
kudurmuş nefretlerin şahına kalkamayışım
recmin ıska ağrılarına değer derimde

(https://www.youtube.com/watch?v=SvEIm8MY0fc)

11 Mart 2014 Salı

baharın utanmaz kucağında dilsiz dünya
yüzüne dönüp yakarılan mavi yine kör
sağ yanım güneşin yılışık sıcağında gevşek
solumda kıştan kalma vakur, dişli bir inat gibi diri ayaz
köpeklerin refahına itinalı bir yeryüzü parçasındayım
bir çocuk daha kemiklerine ayrılmış oysa kapı önünde
ekmek buğusu kadar ömürlerin ağıdı çalınmıyor suyun alnına
köpürüp taşsın oysa nehir
yatağında yaralı, azgın vicdanın
yutkunup soğurmasın uzağın kan götüren lanetini
yırtılıp orta yerinden intikamla parçalansın
yoksa arınmıyor belası ayaklarına dolanan suskunluk
lime lime can kokusu siniyor arsız akıntının koynuna

2 Mart 2014 Pazar

Tesadüfe Önsöz

nasıl seslenilirdi unuttum
kim bilir hangi kelimede kalmıştık
öyle ki
bir zaman yazılmaktan aşınan ismin ifadesiz şimdi
olası bayram mübarekleri kontenjanında bekletilenlerin peşi sıra
sahi yeni baştan takdim mi gerek yoksa
onca kalabalığın arasında
yüzünün aşinalığını seçip adını da konduruverince
tanış olunur mu hiç yeniden
kaldı ki ismin dilime
içinde j bulunduran bir köken yabancısı kıvamında sanki
harfler de mi yadırganırmış yani canına yandığımın devrinde
öyleyse eskitilmiş on yılın neresinden tanındık acep
sahi hangi harfin tortusu beni bilindik kılan
misal neden bilmem boyun daha uzun kalmış hatırımda
gerçi değişenlere dem vurmaktan geçmez ser
duymuşsundur elbet bizim şair öldü beş yıl evveli
diğeri desen finansçı artık
ondan da beteri
bunca vakit sakındığım kelimeleri
yanlış adreste heba etmişliğim var bir de benim
de ki sözler dahi yer yer ağardı geçen bir deste yılda
varsın santim hesabı da şaşmış olsun canım
öyleyse muteberdir de elbet
kaldığımız yerin yeni baştan tecellisi:

tesadüfler ardında öylece bir tekrar ben
yine memnun oldum

(http://www.youtube.com/watch?v=Q-_iYmdnfEA)

Karanfil'de

Birbiri ardına ilerleyen yüzlerce adım seyrediyorum. Şu zamana dek bir biçimde peşi sıra yürünen adımları düşündüğümde hala yolun varlığına inanıyor olmama şaşıyorum. Kışın en azılı vaktinde güneşin tepemde yükselen manasız gücü, yersizliği oranında geniş bir huzursuzluk seriyor ayaklarımın altına. Sırtımı o kaygılı zamansızlığın sıcağına verip, yüzümü yolun gelip geçiciliğinde durak ederek banka oturuyorum. Elimde, buruşursa resmiyetini kaybedecekmiş gibi öğretilegelen bir ağacın kim bilir neresi ile 'yorgunluğum mu daha fazla yoksa bezginliğim mi'yi tartıyorum. Sürüklenen bedenimde de tıpkı önümdeki sayısız adım kadar hükümsüz bulunduğumu hissedince, bıkkınlığın galibiyetinden emin oluyorum. Yanımda umut ve çaba harmanı sesiyle oturan kızın telefondaki tavsiye usullü bilgilendirme konuşmasında öyle tahammülsüz bir aşinalık yaşıyorum ki duymamak için tekrarlanmaktan bitap düşen ve artık yalnızca ardışık gürültüler halini alan şarkıları kulaklarıma tıkıveriyorum alelacele. Şehirleri ve hatta içinden mühürlü geçişler yapılan sınırları dahi geçse de insan, hayat nasıl da sıraya koyuyor adımları, başı ayaklarına dönük bir ufka mecburiyeti nasıl da rahatlıkla eş belletiyor diye düşünüyorum. Sesinden kaçındığım kızın sözlerinde bulacağımdan hiç kuşku duymadığım o yarın uğraşı, kaygısı, telaşı, beklentisi aslında adımlarımın bir sokak gerisi, aynı bankın dinlencesi. Konuşmanın sonlanışını fark etmemle birlikte ben de başımın içinde ayırt edilmeksizin öylesine bir yığın halinde dönüp duran müziğe bir nihayet bahşediyorum ve sanki yükü hafiflemişçesine kaldırabiliyorum bakışlarımı önümden geçen adımların sahiplerine doğru. Sesimin uzaklığına sebatkar bir şükürle içimde, art arda düşüp kaldığımız yerden kayboluyoruz.

(https://www.youtube.com/watch?v=Ey4MivW0BUs)