28 Temmuz 2010 Çarşamba

Tortu

bir ses
bir soluk izi
sessiz birkaç harf birikintisi
kimi zaman beklenildiğinden habersiz ya da umursamaz
kimi zaman gereksiz esirgemelerle tüketilen
oysa bir teki için milyon saatlerden vazgeçilen
o yüzün lüzumunu kavrayamayan
aynı kayboluşu tekrarlayamayacak olan
ve bir ömrün neresindesin bilinmeyen
bir ses
bir soluk izi
sessiz birkaç harf birikintisi

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Kimlik

Metanet... Baştan aşağı güçle yoğurulmuş. Dimdik omuzlar üstünde kabullenmiş gülüşün en anlamaz hali. Nereden baksan esrik, nereden baksan noksan. Dökülmemiş heceleri taşımaktan yorgun, hapis nefesler boğazında. Yutkunmaktan korkan ses ile tuzunu göl diye biriktiren bakış kol kola. Kime gitse duyar suskunluğunu? Kim ağzını kapatır çığlığının?

Acı yalnızdır, düş gibi. Korkar başkasından zira iki tanık fazla gelir kırıklık gururuna. Yaş, saklayan gözden başkasına görünmez ki sıradaki bozguna yüzü olsun yüreğin. Kimsesi yoktur yenilginin, saçlarından sürüklenmiş toz toprak kokulu umudu azad edip diz çöker göğün altında. Mesken aynı taş duvardır. Yönünü döner, sarılır ellerine soğukluğunun. Son damlasını durduramadığı izinsiz bir yağmur üstüne serilir gibi dudaklarına yerleşir usulca tebessüm. Süzülür iki yandan teslimiyetin bekletilmiş gölgeleri. Ve ıslak karaltılarla düştükçe içinin kırıkları, kazır yazgısını kurak toprağına: Gökkuşağında siyaha yer yoktur!

Yalnızdır, adı metanet.

(http://www.youtube.com/watch?v=qDTnASUorS4)