Metanet... Baştan aşağı güçle yoğurulmuş. Dimdik omuzlar üstünde kabullenmiş gülüşün en anlamaz hali. Nereden baksan esrik, nereden baksan noksan. Dökülmemiş heceleri taşımaktan yorgun, hapis nefesler boğazında. Yutkunmaktan korkan ses ile tuzunu göl diye biriktiren bakış kol kola. Kime gitse duyar suskunluğunu? Kim ağzını kapatır çığlığının?
Acı yalnızdır, düş gibi. Korkar başkasından zira iki tanık fazla gelir kırıklık gururuna. Yaş, saklayan gözden başkasına görünmez ki sıradaki bozguna yüzü olsun yüreğin. Kimsesi yoktur yenilginin, saçlarından sürüklenmiş toz toprak kokulu umudu azad edip diz çöker göğün altında. Mesken aynı taş duvardır. Yönünü döner, sarılır ellerine soğukluğunun. Son damlasını durduramadığı izinsiz bir yağmur üstüne serilir gibi dudaklarına yerleşir usulca tebessüm. Süzülür iki yandan teslimiyetin bekletilmiş gölgeleri. Ve ıslak karaltılarla düştükçe içinin kırıkları, kazır yazgısını kurak toprağına: Gökkuşağında siyaha yer yoktur!
Yalnızdır, adı metanet.
(http://www.youtube.com/watch?v=qDTnASUorS4)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder