gölgesinde ağır, isli, yapışkan ve ağulu bakışlarım
fakat yine dişimde ekmek
dilimde su
dilimde su
sonra yine gözümde uyku azgını
göl ardında gönül sitemi
yaşamın arsızlığından utanan yüzüm siliniyor aynalarda
ezelî avazı bastıran suskunlukken ölüm
oysa haykırmalı diyor serde hakruhumu keskin ve parlak bir bıçak kılan isyan
canımın sokaklarında soluk soluğa ve gür
düşüm yalın ayak yeşilin koynunda
bastığımsa lime lime inanç kırığı
başım meydanın vicdan sulayan nefesiyle ferah
tabanlarım değdiği yeri berkiten boşlukla toz duman
gövdem incecik ipin ucunda başparmağa asılı bir kimlik alanlarda
ayaktan başa soğuyan, upuzun
ayaktan başa soğuyan, upuzun
beynimden aşağı çakılıp bilenen çığlıklar
ve dizlerime doğru yayılan çürümenin buz kesen hissiz moru arasında
sesim, hınçla çatırdayan kifayetsizlikle burulan bir ucube kursağımda
ve dizlerime doğru yayılan çürümenin buz kesen hissiz moru arasında
sesim, hınçla çatırdayan kifayetsizlikle burulan bir ucube kursağımda
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder