16 Mayıs 2013 Perşembe

Onulmaz Tekrar

Ruhumun etrafında ışıltılı bir sıkıntı çemberi var. Köşe başlarında kendini aydınlatmaya yeten sokak lambaları gibi münzevi bekçilik oynuyor hudutlarımda. Sığınak olacak bir saçak altı gördüğümü sanmayayım, hemen güne kesiyor karanlığımın içinde, kendi suretini apaçık ediyor. Korkunun alfabesinde yankılanan ani bir siren ürpertisi sanki, yanıp sönüyor durmadan. Yabancılığın yaklaştığı her anda büyütüyor ikaz parıltısını. Derken içimde kendiliğinden yükselen yedi kat el diyarından bir ulak sesi çınlıyor. Başka bir iklimin sularını çağlıyor, 'aktığın yatak kurutur' makamından. Çepeçevre bir ben saklıyor sakınarak, birikiyor muyum tükeniyor muyum bilinmiyor. Kesik kesik yüzümü arıyorum yanına yaklaşılmayan ışıl ışıl mabedinde. Bakışımın en kör noktasında birleşiyor gözlerimin yokluk çukuru. Yine sığınmak istiyorum en bilinmez noktasına varana dek bir ormanın, en kuytu ama en köklü, en derindeki ağacına erişir gibi. Kovuğun gövdesinde bir son, bir hayat umut ediyor aklım. Aklım... Aklım ki varlığından en uzak düştüğüm. Çoktan ahşabın doğasına karışmış aklım. Yeşilin kucağına aç aklım. Ruhumun kaçışını dizginleyemeyen, bir yere de koyamayıp süründüren aklım. Nerelerde kabını bulacağını kestiremeyen aklım. Hüznün karşısında tir tir titreyen biçare aklım. Yüzümün bulut bulut kabaran yokluğunu yağamayan aklım. Yağıp da ferahlatamayan, dökülüp de berekete dönemeyen keder tutsağı naçar aklım! Ömür, gönlün bir tek telinde gizli mutluluk denen illete dokunabilme sevdasıyla tükenen ve ne olduğundan sonsuzluk kadar mahrum bulunulan bir hiçlikler kervanıyken, anlamın peşinde sürgün kalan aklım. Bir yalnızlığın ritmine uymuş da tam, leylak kokulu huzura taşınmışken, diğer bir yalnız şarkısına takılan yüreğin perişanı aklım. Yer yön, ev bark bilmez nemrut ruhun kurbanı, konargöçer mahkumu aklım. Arsız bir sıkıntı yumağının oyuncağı olan zavallım! Kendine nehir yolu tutmuş bir yasın yaşlarını, suçun adresi bellenmiş vefa yarenini avutmakla eriyip, suya toprağa karışan aklım. Zamanın neresinde kol gezer bir ayrılık, tahayyülünde boğulan aklım. Hatıra sonsuza bir çentiklik çaba ise nisyan hangi günahın çelmesidir çözemeyerek yer ile yeksan serilen aklım. Şu güven ile edebin ebedi yoldaşlığını hangi kan akıttı oluk oluk hayasızlık ummanına diye hayretinde yiten aklım. Gönlün kendine bir gördüğü, yalanın sahte kimliği çıkınca tek çıkışı firar sapağına kalan aklım. Ardından baktığım yollarda izlerine kör olunup üstüne basılan aklım.

Elim, ayağım, yüreğim, dilim, dünyanın kir rengine çekilirken hangi bir aldanma vaktinden kaçırıp, hangi bir aslına ihanetten koruyayım seni, ey kimsesizliğiyle zuhur eden bigâne aklım?

(http://www.youtube.com/watch?v=hoiEw-gDMSo)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder