güven ile sevdayı bir valize koyup somya altlarına kaldırdım
vagonlara yükledim
gözlerimden okyanuslara akıttım
nisyanla dövüldü demirlerim
eriyip hiçe karıştı gönlümü güldüren mesel
bir yokun gölgesiyim
güneşle kavgalı olacağına inandıran yürek gömdü kendini
toprakla bir oldu
yenildi
yanılttı
viran eyledi
yalandı yanlıştı bilinmez
yitti
oysa netameli dolunaysın sen
kaçma aydınlıktan
bırak işlesin içine
iliklerinde dolaşsın ateş
sen yanmazsın
yakamazsın
ancak yananın tezahürüyle parlarsın
görünmezsin
gürültü sevmezsin
kavurmaz sıcağın
soluktur yüzün
yalnız hareli bir büyü yansır beyazından
gecenin karasında büyür ışığın
kalabalık istemezsin
sessizliğinin dili düğümdür
kör etmeden çözecek usul soluğu bekler
meçhulün sarhoşluğuna
kendinde tükenip yeniden türemelerine kani olmak yazar kabul kitabında
bil ki
güneş ölmeyecek
kavgalı yürek dirilmeyecek
kaçma aydınlıktan
dol
birik
taş gecenin koynuna
sen ey karanlığın tanrıçası, suskunluğun efsunu
doğur kederinle hatırayı
rüyaları boğ vicdanla
sal günün piç heveslerini utandıracak tohumları
doğ yalnızlığın hüznüne
(http://www.youtube.com/watch?v=C5P6vWj5jKo)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder