15 Mart 2012 Perşembe

Merhem

Takvim sevdasıyla sınanıyor yıllar. Hangi aklın, hangi umudun, hangi geçmişin vefası bilinmez ama tükenmiyor. Yıllar geçiyor, yüzler değişiyor, istekler soluyor, yerine yenileri geliyor ama tarihi var etme derdinden sıyrılamıyor gönlün en ince teli. Yeri geliyor sinirleniyor kendine, yalnızlığının yüceliğindeki memnuniyetinden ötürü, hüznünün tek başınalığından ötürü... Kadehin bir başkasına değmeyen sessiz kederi gibi habersiz, kimsesiz azalışına kızıyor. Ama vazgeçemiyor. Ne kadar zaman geçerse geçsin, insan başına gelenler kadar değiştirdiğine inansa da kendini, tüm dünyevilikten uzak köklerini başka yönde büyütemiyor, kesip atınca devrilecek bir çınar gibi canını yakan toprakların üzerinde var ediyor erdemini.

Gidiyorlar sebepsiz, açıklamasız, üzüntülerine inandırarak ya da hiç gelmiyorlar hesapsız, gereksiz, sorumluluk duymayarak; ve yürek, meylini silmek yerine kaderin çizgisinde unutmaya yer vermeyerek rengini alıyor. Böyle soğutuyor acısını. Yaşamı ayakları üzerinde tutan, hayal kırıklığının mecburi yoldaşlığını yapan mücadele gücü oluveriyor. Kurumasın diye direndiği her eski yatağın, çağlayan gürültüsüne biriktirdiği suskunluğu duyuyor; zor ile beslenmekten yılmıyor ömrün özsuyu!

(http://www.youtube.com/watch?v=ilNLZU1qZ3A)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder