Bir ses var kulağımda, on sene öncesinden...
Yalnızlık insana kendini unutturup yeniden hatırlatmak için karanlık, soğuk ve kapısı kapalı tutulan oda misali. Ya misafir, ya havalandırma bekleyen...
İnsan, içinde uçuşan, her biri birbirine karışan, hangisinin acı verdiği artık anlaşılmaz hale gelen sıkıntılar meclisi yerini bilip oturmadan ayağa kalkamıyor. Ruhun resmini belli edene kadar çalkalanması, dibe çöken kahve bekleyişi. Sebebi belirsizliğin boğazda düğümlenen huzursuzluğu. Ardından köşelerine çekilen sancıların ayrı ayrı sızısı, aynı devası. Derken sağaltan yalnız ayna! Vesilesi insana kendini hatırlatan bir ses, bir bakış, bir tek kelime...
Bir ses var kulağımda şimdi, on sene öncesinden. Hiç eskimeyen, her harfinden söylediklerinin yüzündeki yansımasını görebildiğim hiç unutulmayan bir ses... Silikleşen yüzümü şehirler ötede gözünün önüne getiren bir dokunuş... Uzun uykulardan uyandıran alaca bir seher havası gibi sesimin yankısı. Hayatı unutmakla düşman olup yaşayan beni vuruyor yüzüme; unutmayarak! Haberini beklediğimi bilerek, bin kilometre ötedeki görüntüsünü anlatarak, tek mutluluğumun zamana ve uzaklığa yenilmeyen sevgiler olduğunu hatırlatıyor bana. Zamanı hiç etmek için gösterdiğim özeni... Değişenler içinden değişmeyen bir nefeste yeniden gün yüzüne çıkıyor benliğim, kendimi dinliyorum.
Yaşamak bizzat dönüşümün ta kendisi, değişen yollar, meskenler, yüzler, kaderler, seçimler, seçenekler, mecburiyetler... Dönemeçlerin ardındaki izlerin gayretli bekçisidir zaman. Siler. Bıkmadan usanmadan siler. İçinde bulunulan güne, o ana alıştırır; önemsizleştirir geçmişi, güzelliğine, eşsizliğine perde çeker eninde sonunda. Ya sonraya kalanlar? Emeğin kıymetini sürdürme cesaretiyle yarenlik... Uzaklaşan günleri, ayrı seferleri paylaşarak aradan kaldıran geçmiş ortaklığı... Hayatın götürdüğü her yolu, getirdiği her kederi-neşeyi, her nerede olursa olsun seninle birlikte bekleyip yaşayacak limanların yürek serinleten güvenidir, varlığın sebebi. Uzağın derin sesleridir içimize işleyen inanç.
Şimdi yalnızlığım koyu bir kış soluğu çekiyor içine. Her dem taze kalacak seslere tutunuyor ömrüm, değişen her şeye inat! Senelere ve yollara direnen yüzleri yaşatmanın savaşçısı suretimi görüyorum yeniden, şehir şehir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder