28 Kasım 2010 Pazar

Ah

yazdı mevsim gecelere esen
ne ara koptu bu fırtına
öfkeden köpürüyor şimdi dalgalarım suskunluğa
hasede alışık değil bünye
saklayamıyor içimin cenderesini
kıskançlık irini patlıyor yüzümde
uçuklar basıyor dudağımı uzaklıktan
ah nasıl da çocuk hala gözlerim
uçurtma yapmayı bilmeyen bir babanın kızıyım
ondan mı bu hep yere bakarak küsüş
hevesi çamaşır ipiyle boğazında düğümlenen
bir omuz silkmesi var şu kör somurtkanlığımda
ah benim zavallı saflığım
yüreğin megahertzini arıyor hala
radyo cızırtıları arasında
cepten salınıyor artık nağmeler azizim
frekans mı kaldı
hangi nostaljik maymunun genleri evrilmiyor
şu körpe ruhumda
ah nasıl da geçiyor zaman
nasıl büyüyor boşluk
şairin sesinden soruyorum
'Neredesin Ey Olvido'
hangi dem kalkıyor bu nisyan treni
istasyonum ateşe verildi
kurtar diye yakardığım gamlara
çoktan sindi is kokusu
kurşunla yazılmış el izli kelimelerden geçtim
mekanik seslere demirledim bekleyişi
duymadıkça ayrılığa kani hüzünler birikiyor heybemde şimdi
neyleyim
vefayla lanetli topraklardan yontulmuş bu beden
ah nasıl dinecek dün
günde özlem

(http://www.youtube.com/watch?v=MNsnKNbN1Sk)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder