5 Haziran 2015 Cuma

Bahane(siz)

Laf kalabalığı yapacağımı bilerek uyandığım günlerin çetelesini tuttum. Epey mevsim devrildi böyle. Gerekli şeyleri örtmek için gereksizler içinde dolaşırken yaratıcı olduğumu sandığım bile oldu, yağmur yağıp gök gürlediği de şimdiki gibi. Arta kalan günler çoğunlukla sözsüz geçti. Derken uykunun gerisinde kalanlarla kavgayı bıraktım. Baktım ki ne gelmiş ne de gelecek olanın boşluğu kapanmıyor kelimeyle, sustum. Sade bugünü kesen seslerin kadrini bilmeye niyet ettim. Günaydın'ın en yakıştığı yer mutfak mesela, inandım. Kanepenin altına iki büklüm edip koyarken yorganı, çaydanlığın tıkırtısını duydum da öyle söyledim, saat dokuz. Bazı her zamankiler çok kıymetliymiş. Pazar misal, bir bulmaca rehaveti olacakmış günün birinde bizim evin salonunda -üstelik kumaş pantolon-beyaz gömlek ciddiyetinde. Ya da karaciğeri temizliyormuş diye enginar yapraklarından haberdar olunan bir yaş varmış. Velhasıl gülüşüne aşık olunan adamın dökülen dişleri yüzünden gülmemeye çalışmasıymış işte zaman denen, gördüm. Oturdum sonra masaya, ilaç aldıktan kırk dakika sonra başlıyor lokmanın caizi. Güya yapılacak işlere kolaylık olsun diye bu erken başlangıç. Sonrası nasıl saklı bir istek, bahane çalsın diye kapıyı. Siftah gecikmedi şükür, M. yazdı. Üşütmüş yazık hastalanmış, önceki gün öldürdüğümüz vaktin cenazesini kaldırmaya gücü yetmeyince uyuyakalmış. Antibiyotik mi karabiber-bal mı kararsızlığını uzattık biraz, oyalanmanın bugüne de sarkması hastalık adına bile olsa vesile işte. A. geldi sonra, Almanca sınavına hazırlık testlerine bir bakar mıyız diye. Gözünü sevdiğimin bahanesi. Ama keşke zamanında Lehrerin Barbara'nın kocasına kadar övülen dilbilgisi hakimiyetim lise yazılısının meinem-meinen açmazında mahfını görmeseydi. Yarım kalan her şey, hiç olmayan karşısında mağlup ve mahçup, bildim. Utanç iyi kötü bir harekete sebep oluyor galiba, kalktım gerekenimin başına oturdum sonra. Epeydir elimin değmediği kitapları karıştırdım, arananı buldum. Altı çizilen satırların paylaşılması oyalanmanın en güzel vesilesi, denedim. Sade bu alıntı iletişimini heba etmeyen birinden ibaret olsa keşke dünya diye geçti içimden, eskiyi hatırlayıp caydım hemen. İlle korunmak, ille söze gelmeyen bir sınırın ardında kalmak gerek galiba tükenmemek için. Fazla düşünmedim, bakiye mevcut. Sonra yön belirtmeden uzaklığa sevk eden şarkılar kümesinin ayağıma kadar gelmesini bekledim, ki aşk çok yüksek ihtimalle budur. İtinayla oyalanma bahanesi etmeme biraz içerlediysem de nelere bahane edildiğimi şöyle bir takvim sıralamasından geçirip akladım niyetimi. Bakışım yeniden kitaba çarpınca, kapağında durdu saat. Pişman olmaya henüz gelmeden önce bahaneye ne hacet dedim sonra, serbest oyalandım.