Uyku... Derin ve ücra bir uyku bu, içinde yaşanıldığı farz edilen... Yaşam ki dokuyla var olan, lakin artık perdeler de değil televizyon camları ardından seyredilen... Çakra açma yöntemleri, uzmanından sorumluluk sahibi çocuk yetiştirme egzersizleri, patlıcan oturtma börek kapatma tarifleri, teknoloji ekranlarında boşalıp oyunlaşan zihinler, biraz su biraz yem. İman; hiç ses, yok hareket...
Eline tutuşturulmuş zırvaları ezberleyip bir başka kağıda yaz ver, önce mezun sonra muvaffak ol. Sabah takımını giymiş halde kartını okutup huzura çık, masanda boşluğun adı ol. Öğle yemeği kartını okut, efendilerini tanı, neye hizmet ettiğin ve neye yaradığın sorularına yedi kat el ol. Akşam trafiğinden başka dert dolanmasın kendine mensup kafanda. Andımızı okumakla başlayıp zil sesiyle bitirdiğin günlerin devam versiyonuyla asli görevini icra etmenin haklı amaçsızlığını tut elinden, paçalarından akan gereksizliğini de sürükleyerek dön evine. Taksitlerini hangi kart daha çok bölüyorsa ona bölün. Yarınki kostümünü yontulma performansınla eş düzeyli belirle, as kapının arkasına. Yığının başı kumda manasızlığının kazandırdığı parayla bağla gözlerini. Havasızlık çölünün ışıltılı vitrinleri arasına kapan, bozdur bozdur harca güruhunun kimliksizliğini. Sokaklarda haşere avına çıkar gibi gazlı sulu savaş sürdüren "düzen" yaltakçılarının açık faşizmine kör ol. Biber nedir, bilir misin? Yıllarca terör kampı seyri sunulan doğudan haberler makamında dumanı tütüyor hala. Şimdi allı pullu bildiğin İstanbul sırtlarında bir avuca sığmaz yeşilin şerefine. Sokağın zulmün adresi olmuşken, canlı yayınlarda mantı yumuluyor, tahta başı ortakçılarla makbul vatandaş olunuyor dalkavukluk anayasası hükmünde. İnsanlığın cenazesi kalkıyor, onursuzluğun ve diktanın kitabı yazılıyor. Yaraladığının üstüne gaz sıkan güvenlik, biatın anıtı olup dikiliyor devranda, sözsüz katliam salınıyor demokrasi çukurunda. Senelerdir şark meselesi kılığındaki vahşetin feryadını duymadın, hizmet kapına kadar geldi. Böcekler gibi üstlerine yürünen, halk; kanı canı gaza suya karışan, insan. Hafızalardan silinmek istenen ve tüm dillerde ağızlara en çok yakışan kelime, direniş!
Ve sen ey uyku memuru, kartını okutacağın bir öteki dünya maaşı için büyütürken yalanacak çanakları; ne sürgün edilenler, ne yakıp yıkılan köyler, ne kesip biçilen ormanlar, ne yasak edilen iki kadeh, ne saatlerce sahibi oldukları sokaklardan püskürtülenler onurlu ve hür bir yaşamın kavgasında geri durmayacaklar! Zira soysuzluğun karşısında yaşam, haysiyetiyle meşrudur.
(http://www.youtube.com/watch?v=a17e7KCcDmE)