20 Kasım 2013 Çarşamba

Varoluşa Minnetli Arz

şimdi önce bunu şiir olarak mı yazdım
ona karar vererek başlamak lazım tabi.
yok hiç sorma güzel kardeşim
hepsi gibi bunun da neye çıkacağını bilmeden zayi etmeye devam.
evvela kendimi farklı hissetmek için mi seni yazıyorum diye
sorgulamamı yaptım da geldim;
şükür ki netice müspet ego savaşında, hele bu bir bilinsin önce.

elbet evlat olsa referans verilmez diyeceğini bildiğimden
niyet de ettim adını bizzat ithafa bulaştırmamaya.
besmele faslı geçildiğine göre
yok kızma, tam da buradan kutsal güzellemelere gömülmeyeceğim.
o kadar çabanın ardından
rezil rüsva kitabına önsöz değil bu harf ahalisinin toplanışı.
ama edebiyat müfredatında
durum öyküsü temsilcisi ilan edileli beri Çehov,
malum gelenektir mekan tasviri.
neyse ki 'yağmurlu ve gri bir öğle sonrası' diye söze girsem
kemikleri sızlayacak bir mürekkep geni yok ecdadımda.
lakin kan bağımdaki yegane muasır medeniyet timsali sayesinde
manzara gotik, konforun pirüpak dinginliği de ekte.
yahut kısaca 'yirmi beşine değmiş parazit serüveni' demek de mümkün..

günde en az üç, en fazla beş adımım
imperial otel'in kapı önü kırmızı halısına değiyor.
düşün öylesi bir kimlik bulantısı!
bir de belediye bahçesinin noel pazarında
sultanahmet ramazanı görüntüsü var ki
neresinden tutsan elinde kalıyor.
e tabi macun yerine şarap türevlerine
gel de kültürel değerlerimiz mavalı oku;
sonra metrosuna parkına hayretli göçmen burukluğuna teğet geç.
velhasıl şu meşhur deve-boyun metaforuna
hatırı sayılır bir dipnot olup düşülecek kıvamda ahvalim.

melankoliyle davam sonlanmamış olsa
zincirleme bir yaprak-sağanak-mazi tamlamasına girişmek vardı şimdi..
gel gör ki hazır şehre en yakışan şarkı da gelmişken Azad elinden,
bu bilmem kaç yüz yıllık sütunlar arasında
akıbeti meçhul bir heves şimdi içimde.
işte, nur topu gibi bir hayalim oldu sayende
ciyak ciyak koynumda bela!
şimdi gümrük memuru tonuna nasıl evireceğiz
kütüğü Bursa'ya kayıtlı bu hadsiz sesi,
onu da de hele!
hangi sınır kapısı bu şanlı diyalektiğin anıtı olmaya muktedir?
(gerçi muktedir ile ideoloji terminolojisine geçtiğime göre
tükenmiş belli ki kelam)

nostaljiden yeni boşanmış tek hayalli dul olarak ne yapılır meçhul
lakin şerh düşülsün istedim işte az şey mi?
istekler rafını gereklerden ayrı bir köşeye çakmaya başlayalı beri
sayende hafifledi sanki yük.
değilse de hamallığım gülümser belki kim bilir...

beyanı net ki hatırlanan bu takvim çentiği
alaylı bir saygı kisvesine denk düşer nazarında.
ee metafizik omurgam da ant içmeye izin vermez, malum..
mâmafih varoluşunun açtığı nefesi
özümden çok sevdim
arz ederim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder