27 Şubat 2011 Pazar

Açık Öğretim

Hangi düş gerçek olmuş ki fukara ömürde umut heba etmekten çekinmiyoruz? Hoyratça kullanmaya hayaller düşmüş demek payımıza, savuruyoruz. Düşen her kar tanesinde temize çekmeye çalışıyoruz en güzel devrini sevdanın. Yıllanmış türkülerde demliyoruz tükenmeyen tadıyla unutulmayanı. Bekliyoruz geçmiş asrın yağmurlarında yeşeren gönlün sahrasında. Uğruna heba edilmeye hazır bir hayat biriktiriyoruz, yüzüne el sürmeye hasret zamanlarda. Yokluksa tesellilere hacet etmeden dolup taşıyor yaşların yerine gözlerimizden. Alışıyoruz. Göz göze değmeden görmeyi meziyet hanemizde saymaya başlıyoruz. Soluk soluğa kelimelerle kaybolunan bakışını hissetmeyi özlediğimizde, başkasına çevrilmişliğine aldırmamayı öğütlüyoruz gururdan arta kalan yanlarımıza. Henüz tanış olmadan zeval vermemeyi biliyor oluyoruz mutluluğa. Serde ayrılık, sinede yare ile katmerleniyor hüznümüz. Silinmeyen sessizliğini bulmayı derman sayıp, bir daha bırakmamayı aht edinerek geceye sarılıyor yutkunup sustuklarımız. Böyle böyle, çocuk sandığımız heveslerle büyüyoruz. Derken gelmeyeni, belki sade sevmeyi öğreniyoruz.

(http://www.youtube.com/watch?v=CAon32ubT7I)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder